1 Aralık 2014 Pazartesi

Rennan Hoca'nın Büyük Patlama'ya karşı bildirisi


Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü, Ortaçağ kalıntısı AKP Hükümeti tarafından boy hedefi haline getirildi ve onun şahsında laiklik hapishaneye gönderildi.


Rennan Hoca, Büyük Patlama (Big Bang) dayatmasına teslim olmayan ender bilim adamlarındandır. Yaratılış söylencesine benzetilebilecek yönleri olması dolayısı ile emperyalist ülke yönetimlerince desteklenen bu teori, sanki alternatifi olmayan, tüm bilim adamlarınca kabul edilmiş bir teori olarak sunuluyor. Büyük Patlama teorisine uygunluk göstermeyen gözlemler (örneğin ikiz yıldızlardaki bazı özellikler) gizleniyor. Renna Hoca, bu uyumsuzlukları Astronomi Bölümü tarafından çıkarılan dergide yayımlamıştı. Bu yazılardan bir kısmı Bilim ve Ütopya Dergisi'nde de basıldı.

Evreni açıklamaya yönelik diğer teoriler ise yok sayılıyor, onlardan hiç söz edilmiyor. Büyük Patlama zorla dayatılıyor.

*********
İ.Ü. Öğretim Görevlisi Tuncay Erciyes, Büyük Patlama ile ilgili kişisel görüşlerini ve Rennan Hoca'nın Büyük Patlama'ya karşı bildirisini feysbukta yayımladı. Özetleyerek veriyorum:
*********

Tuncay Erciyes'in 24 Kasım 2014 günlü yazısının özeti:

EVRENİN BAŞLANGICI BÜYÜK PATLAMA OLABİLİR Mİ?

Büyük Patlama kuramını öne sürenler şuna inanmamızı istiyorlar:
Evren yaklaşık 13 milyar yıl önce çok yoğun ve çok küçük bir noktadan ibaretti. Bu halde ne kadar kaldığı hesaplanamıyor. Çünkü patlamadan önce madde, enerji ve bu ikisinin varlığı ile tarif edilebilen ZAMAN yoktu.

Fizik bilimine göre tanımlanamayan, yani fiziksel olarak yok olan bu nokta, patlayarak ve ardından balon gibi şişerek, halen de şişmeye devam ederek, bugünkü fiziksel evrenimizi yaratır.

GENİŞLEYEN EVRENİN YARATTIĞI SORUNLAR

Evren nasıl bir mekan içinde genişliyor? Evrenin dışında, onun genişlemesine uygun bir mekan olması gerekir. Evrenimiz genişlerken, onu da genişletmektedir. Bu mekanın içinde başka evrenler de olabilir. Peki, bu mekan nasıl var oldu? Ve neyin içinde genişliyor? Böylece, kaçınılmaz olarak, sonsuz sayıda iç içe evrenlerin varlığını kabul etmek zorunda kalırız.

Kanımca, evrenin başlangıcı Büyük Patlama olamaz. Çünkü fiziksel olaylar zaman ve mekan içinde cereyan ederler. Büyük Patlama ise, fiziksel bir olay değil, bir yoktan var olma, yaratılma anıdır. Bu kuram, evrenin var oluşunun bilimsel değil, dinsel, metafizik (fizik ötesi, dışı) bir açıklaması olabilir ancak. Bu yüzden de VATİKAN bu kuramı benimsemiş ve CERN deneyine büyük maddi yardım vermiştir.
Sanki Ortaçağ'da imişiz gibi, bilimsel araştırmalar kilise tarafından yönlendiriliyor. Buna da kimse karşı çıkmıyor.

Metafiziğe ilgi duymama rağmen, sezgiye, araştırmasız kabule yani inanca dayanan metafiziğin bilimi yönlendirmesini kabul etmiyorum.

*********

Rennan Pekünlü'nün 18 Kasım 2004 günlü yazısının özeti:

BÜYÜK PATLAMA'YA KARŞI BİLDİRİ

NOBEL ÖDÜLLÜ BİLİM ADAMLARINDAN AÇIK MEKTUP

22 Mayıs 2004 günlü New Scientist Dergisi'nde "Bilim Dünyasına Açık Mektup" başlığı ile yayımlanan yazı Büyük Patlama tezine şöyle karşı çıkıyor:

Büyük Patlama modeli, giderek, artan sayıda düşsel varlıklara gerek duyuyor. Diğer bir deyişle, asla gözlenmemiş olgu ve süreçlerin var olduğu kabulüne dayanmak zorunda kalıyor.

Örneğin KARANLIK MADDE ve KARANLIK ENERJİ denilen, kimsenin görmediği, gözlemlemediği, var olduğu kanıtlanmamış hayali (düşsel) varlıkların (hayaletlerin) var olduğuna İNANMAMIZ isteniyor. Aksi halde uzayın şişerek genişlemesini açıklamak mümkün olamıyor.
Eğer bu hayaletler işin içine sokulmaz ise, uzay gözlemleri ile Büyük Patlama modeli arasında ölümcül bir uyuşmazlık, bir çelişki ortaya çıkıyor.

Böylisi hayaletlere, yara bantlarına (Batlamyus episaykıllarına) başvurma gereksinimi, fiziğin hiç bir dalında onaylanamaz.

Evrende gözlenen hafif elementlerin (Lityum, Döteryum, Helyum) anormal bolluğunu açıklamak için, Büyük Patlama modeli, EVRENİN ŞİŞMESİ denilen varsayıma (hayalete) gereksinim duyuyor. Ancak, böyle bir şişme için gerekli olan madde yoğunluğu, Büyük Patlama sırasında gerçekleştiği savunulan çekirdek birleşmelerinden (nükleer sentezden) oluşan yoğunluğun 20 katıdır.

Ayrıca, bu durumda, yani sadece Büyük Patlamada oluşan madde yoğunluğu ile yola çıkıldığında, evrenin yaşının 8 milyar yıl olması gerekir. Oysa ki hem Samanyolu'nda, hem de diğer gökadalarda 8 milyar yıldan milyarlarca yıl daha yaşlı yıldızlar bulunmaktadır. 8 milyar yıldan daha yaşlı yıldızların olması, Büyük Patlamada oluşan madde yoğunluğundan çok daha fazla madde yoğunluğu olması ile mümkündür.

İşte bu çelişkinin önüne geçmek için, evrende gözlemlediğimiz madde ve enerji dışında gözlemleyemediğimiz KARANLIK madde ve enerji hayaletleri olduğu varsayımı ortaya atılmıştır. Ve gereken eksik madde böylece sözde tamamlanmıştır.

Büyük Patlama kuramı, gözlemlerle sınayabileceğimiz bir tek nicel öngörüde bile bulunamıyor. Bu kuramı destekleyenlerin başarı diye sundukları şeyler, yapılan gözlemlerden sonra, kuramın çökmemesi için uydurulan bir dizi ayarlanabilir parametrelerdir.

Tıpkı Batlamyus'un DÜNYA MERKEZLİ EVREN modelinin çökmemesi için uydurduğu episaykıllar, yara bantları gibi.

Evreni açıklayan tek kuram Büyük Patlama değildir.

BAŞLANGICI VE SONU OLMAYAN, SÜREKLİ EVRİM GEÇİREN BİR EVREN hipotezine dayanan Plazma Evrenbilimi ve Durgun Durum Modeli de vardır. Bunlardan başka evren modelleri de vardır.

Tüm diğer evren modelleri evrendeki temel süreçleri (Hafif element bolluğunu, gökada kümeleri ve süper kümelerinin oluşumunu, kozmik mikrodalga ardalan ışınımını, gökadaların kırmızıya kaymalarının uzaklıkla nasıl arttığını) açıklayabilmektedir.

Diğer evren modelleri Büyük Patlama kuramının yapamadığını da yapmış, son zamanlarda gözlenen bazı süreçleri öngörebilmiştir.

Büyük Patlama yanlıları, diğer modellerin tüm gözlemleri açıklayamadığını öne sürebilirler. Bu, hiç şaşırtıcı olmaz. Çünkü diğer modellerle ilgili çalışmalar desteklenmedikleri için gelişmeleri sekteye uğratılmıştır.

Büyük Patlamanın eksik ve aksak yanları tartışılamıyor, incelenemiyor. Kuşkuya ve karşı görüşlere hoşgörü ile bakılmıyor. Genç bilim insanları, Büyük Patlama karşıtı sözler söylemeyip sessiz kalmayı öğrendiler. Kuşkularını dile getirdiklerinde, projelerine sağlanan PARASAL DESTEĞİ YİTİRMEKTEN KORKUYORLAR.

Yapılan gözlemlerin yorumları Büyük Patlama'yı destekler yönde ise "DOĞRU", değilse "YANLIŞ" olarak değerlendiriliyor.

Bilimsel makaleleri değerlendiren komitelerin hepsinde Büyük Patlama yanlıları baskın konumdalar.

Bu tavırlar, ÖZGÜR BİLİMSEL ARAŞTIRMA RUHUNA YABANCI, DOGMATİK bir aklın ortaya çıktığını gösteriyor.

*********

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder